.: Menü :.

Anasayfa
Forum (yakında)
Ulu Önderimize


Ziyaretçi Def. 
Hakkımda 
Edebi Köşe 
Haberler 
Link Arşivi 
Download 
Mp3 
Oyunlar 
 
.: Eklenen Son 10 Yazi :.
  1. Ey Hipnoz Edilmiş Dünya, Uyan!
2. "Kahraman Irkıma Bir Gül"
3. Ey Müslüman, Tezgaha Dikkat Et!
4. Seni Anlasaydık Bu Hale Gelmezdik
5. Işıksız Aydınlar ve Sağduyu
6. Katil Televole Kültürü
7. Töre'ye İhanet mi? Ya Ülkeye İhanet!
8. Alevi-Sünni Çekişmesi, Sövüşmesi, Dövüşmesi...
9. Hakkını Helâl Et Sepetçioğlu Üstâdım
10. Sigara ve Kola

 
.: Hava Durumu :.
İstanbul
Ankara
İzmir
Ordu
.: Arama Motoru :.
   
.: Teşekkürler :.
ARAMA.CC

Secure HTML form processor FormNut.com

Dostluk Üzerine (S.Tekizoğlu)
- 3277 defa okunmuştur -

 

Vefatından üç ay önceydi, bir vesile ile merhum
Üstat N. Fazıl Beyefendiyi evlerinde ziyaret etmiştim. Sohbetlerinde, her
zamanki olduğu  gibi;  yine önemli  hususlar üzerinde durmuş, beyin ve gönül
sarayımızı bir güzel beslemişlerdi. Bir ara, “ OĞLUM, SEN GERÇEKTEN  ŞANSLISIN 
BURASI HİÇ BOŞ KALMAZDI. HERNEDENSE  BUGÜN  GELEN- GİDEN OLMADI. . BU SEBEPLE
BEN DE BÜTÜN VERTİCİLERİMİ SANA YÖNETTİM." demişlerdi. Bu  doğruydu.... Benim
randevum, sabah saat 10’daydı. İkiye kadar üstatla baş başa kalma  şansın
olmuştu. 

Merhum üstadın yaptığı tespit  yerindeydi.... Evet, her  TÜRK milliyetçisi gibi,
ben de  hakikaten   talihli biriydim.... Çünkü; DİNİME, DİLİNME, VATAN VE
MİLLETİME, BAYRAK VE DEVELETİME  aşkla şevkle.. hizmet ediyordum. Başta, necip
milletim olmak üzere, bütün   insanların  mutluluğunu istiyor ve bunun
gerçekleşmesi için de  elimden, dilimden  ne gelirse yapıyordum.  Elimin,
dilimin elvermediği,aciz kaldığı  yerde kalbimi devreye sokuyor, beşeriyetin iki
cihan saadeti için Cenab-ı Mevla’ya niyaz ediyordum. Söyler misiniz dostlar,bir
fani için, bundan daha büyük bir talih, nasip  olabilir miydi?

Bu beyni, bu kalbi, bu niyeti  ve bu "ÜLKÜ" yü  veren,   lütfeden Rabbül alemin
olan  ALLAH(cc)'a sayısız şükürler,  nihayetsiz hamdü senalar olsun..

Merhum büyüğümüzün huzurundan ayrılacağım sırada, “ OĞLUM SENİ GÖZÜM TUTTU.
DOĞRUSU  SENİ SEVDİM...SENİNLE BUNDAN BÖYLE  İKİ DOST OLDUK BİZ.  BİLİR MİSİN,
GÜNÜMÜZDE DOST BULMAK HAKİKATEN  ZOR;   DOSTLUĞU DEVAM ETTİRMEK İSE;  DAHA
FAZLA  ZOR. CAM ÜZERİNDE  YÜRÜMEK BUNUN YANINDA ÇOK ÇOK KOLAYDIR. MAYINLARLA
DOLUP TAŞAN    BİR ARAZİDE   DOLAŞMAK  MECBURİYETİNDE OLAN İNSANI LÜTFEN  BİR 
DÜŞÜNÜNÜZ.   İŞTE DOSTLAR DA DOSTLUKLARINI HER İKİ  DÜNYADA  DEVAM ETTİRİP,
İNKİTAYA UĞRATMAMAK İÇİN,   AYNI HASSASİYETİ  GÖSTERMEK ZORUNDADIRLAR.   Daha
sonra gözlerini gözlerimin içine dikerek, “ HAYDİ ŞİMDİ SÖYLE BAKALIM; DOST
KİMDİR? BİR İNSANA "BENİM DOSTTUM" DİYEBİLMEMİZ İÇİN, O İNSANIN SİNESİNDE HANGİ
MEZİYETLERİ VE  NE GİBİ ÖZELLİKLERİ TAŞIMAS, BULUNDURMASI LAZIMDIR?diye
sormuştu.  Biz de:" o, meşhur ifadesiyle," SORAN, SORULANDAN TABİİ Kİ ÇOK DAHA
İYİ BİLMEKTEDİR. BU İTİBARLA,   BUNU DA ZATINIZDAN DİNLEMEK İSTİYORUM. LÜTFEN
İZAH EDER MİSİNİZ EFENDİM?  dediğimizde   “ BU KADAR DA BELEŞCİLİK OLMAZ Kİ
EVLADIM" diye takılmadan da edememişti.

Daha sonra, "DOST" kavramını  enine-boyuna açıklamış ve sözlerini  şu cümlelerle
bitirmişlerdi.

DOST;   EN AZ ŞAHSIMIZ KADAR VE HATTA  ŞAHSIMIZDAN ÇOK DAHA FAZLA KENDİSİNE 
İNANDIĞIMIZ, GÜVENDİĞİMİZ  İNSANDIR.   HAYATIN  HERHANGİ BİR ACI  GÜNÜNDE  İLK
AKLIMIZA DOSTUMUZ GELİR.  HEMEN ONU ARAR, DERHAL DOSTUMUZU BULURUZ. VE ONA, CAN
DOSTTUM; BEN CEPHEYE GİDİYORUM. SAVAŞACAĞIM.. BURADA, BANA AİT, "BENİM" DEDĞİM
MADDİ VE MANEVİ NE VARSA SANA EMANET EDİYORUM. BELKİ TEKRAR DÖNERİM. KİM BİLİR,
BELKİ DE DÖNEMEM...BU TAKDİRDE ANCAK, MAHŞERDE BULUŞURUZ. SANA TEVDİİ ETTİĞİM
BU  MUKADDES DEĞERLERİ BIRAKTIĞIM GİBİ  BULMAK VE EKSİKSİZ OLARAK ALMAK İSTERİM.
DİYEBİLECEĞİMİZ KİŞİ  İŞTE GERÇEK DOSTUMUZDUR.".

BÖYLE BİR İNSANI,ACABA BU ZAMANDA BULMAK MÜMKÜN MÜDÜR? Diye sorduğumuzda;   son
yüzyılın  büyük şairi, sesini yükselterek:” ÖNCE SE,N HELE BİR "DOST GİBİ BİR
DOST"  OL VE DAHA SONRA SENİN KARŞINA  ARADIĞIN  GERÇEK  DOST MUTLAKA
ÇIKACAKTIR.  BELKİ BİR, BELKİ DE BİRDEN FAZLA...demişti.

Sevgili Üstat, bunları "EDEBİYAT ŞAHASERİ"  cümlelerle taçlandırmıştı..Ne var
ki,  bu satırların yazarının  beyin- gönül gücü ve bu iki mekanın tercümanı
olan   kalem gücü  maalesef  daha fazlasını  ifade edemiyor. Merhum Üstat
tarafından  söylenen  şeyler   -mana itibarıyla-  aynen böyleydi.

Bu hatıramı,   sevgili gazetemiz YENİ İSTİKLAL'in muhterem okuyucuları   siz
DOST kardeşlerimle  paylaşmak istedim. Zira, Üstatla 23 yıl önce aramızda geçen
bu  diyalogu,  naçiz hayatımızı dolduran önemli kesitler arasında  ilk sıralara
yerleştirdik.. O gün  bugün DOST gibi dOST olmak ve  keza DOST gibi DOST bulmak
için  geceyi gündüze katarak çalışıyoruz.Yüce HALIKK'ın yardımıyla "ölüm meleği
kapımıza tık tık vurmazdan evvel  inşallah  canlı ve cansızların inanıp
güvenebileceği  emin insan, DOST insan  hem olacağız ve hem de  onlardan birini
veya bir kaçını bulacağız...

DOST, ne muazzam bir kavram değil mi ?  İçinde, insanlık, İslamlık ve Türklük
adına ne arasanız hepsi var.. Paylaşılan bir zeytin tanesinden, bir dilim
peynirden ve bir bardak çaydan tutun da, uykusuz geçen, ızdırap yüklü bir
gecenin çaresiz  bir anında “ALO !! HEMEN GEL!!”  haykırışında,  “NEREYE
GİDECEĞİZ? Diye sormayana kadar  ne ararsanız, neyi bulmak, neyi görmek
isterseniz hepsi, hepsi var; DOSTLUK kavramının dünyasında.

Evet, Tek Kelime İle DOST: Madde ve Manada -bir şeyin dışında- Her Şeyin
kendisiyle Paylaşıldığı “İNSAN”   demektir.

Neredesin ey güzel DOST!!! Ne olur  söyle yerini bize, seni nerede bulalım... .
yerlerde misin evgili dost yoksa göklerde mi! Nerede olursan ol; Seni mutlaka
arayıp  bulacağız!!

Çünkü sana olan ihtiyacımız, dünyadan da  büyük ukbadan da...


Yüce Müctehid İmam-i Şafi bu gerçeği şöyle
ifade eder:


“Bir dost ki faydası olmaz sıkıntı gününde

 Çok değildir farkı kıyas önünde

Yaraşan odur her zaman dosta ihvana

Dostluklar ancak yardımlaşmak için ola

Olanca dikkatimle insanları dolaştım

Güvenilir bir dost aradım, eli boş çıktım

Şekil değiştirip tanınmaz oldu şehirler

Sanki gördüğüm insanlar insan değildirler.”

Bendeniz bu konuda, aziz müçtehidin biraz fazla karamsar olduğunu düşünmektedir.
Herhalde, bazı dost bildiği, dost sandığı kişiler tarafından  beklemediği bir
sıkıntıya  maruz kalmış olacaklar ki, GÜVENİLİR BİR DOST ARADIM, ELİ BOŞ ÇIKTIM 
demektedir.

Acizane kanaatim, eğer şu gök kubbe altında gerçek  yürek dostları olmasaydı ve
dolayısıyla yeryüzünde O’nun HZ. Mevla’nın dostluğunu kazanmış bahtiyar insanlar
bulunmasaydı, şimdi ne o güneş doğar yeryüzünü aydınlatırdı ve ne de o
gördüğünüz ay geceleri gündüzlere aktarırdı!!

Var, azizim,var... Aramızda, yanımızda, içimizde,  özümüzde ne büyük değerler ve
ne muhterem kişiler var...İyi ki var...Çok şükür ki var...


Öyle Değil mi,” ŞENOZAN”ım, Can  DOSTUM  Pek
Aziz Kardeşim Osman Nuri  Şen!!!


Bu insanları, bulmak, tanımak ve kendileriyle
DOST olmak için; kafa gözleri ile bakmak ve beyin gözleriyle duymak  tabii ki
yetmiyor. Mutlaka  GÖNÜL GÖZLERİ ni de devreye sokmak; faaliyete geçirmek lazım.

Daha doğrusu, büyük mütefekkirin dediği gibi, önce DOST gibi DOST olmak lazım.
Gerisi kolaydır.. Malum, kafamızdaki gözler bize sadece bakmak  için
verilmiştir, görmek için  ise, yürek gözlerimiz vardır.

Bu itibarla bakmakla, görmek  farklı iki kavramdır. Konuşmakla,  ses çıkarmanın 
ayni şeyler olmadığı gibi. Eğer her bakan görüyor olsaydı;  her ses çıkaranın da
konuşuyor olması lazım gelirdi. Fakat  hiç de öyle değil...

GÖRMEK; bilmektir,  tanımaktır, anlamaktır, acımaktır, sevmek ve sevilmektir.

KONUŞMAK  ise;  beyin ve yürek sermayemizi- ALLAH için- başta insan olmak üzere
canlı ve cansız bütün yaratılmışlara  sıfırına kadar  vermektir.

Bunları bu özelikleri Cenab-ı HAKK insanın  dışında başka hiç  bir varlığa
vermemiştir.


Dostlar, söz buraya gelmişken, hepimiz için
önemi sanıldığından  çok daha büyük  olan bir  gerçeğin altını bir defa daha
çizmek istiyoruz..

Efendim, siz, biz, (belki de hepimiz), bir hususu hat tinden fazla ihmal
ediyoruz. Bu; İÇİMİZDİR, YÜREĞİMİZDİR,RUHUMÖUZ VE DE KALBİMİZDİR. Buralarla,
bizi, biz yapan bu kutsal mekanlar ile doğru dürüst ilgilendiğimizi söylemek
mümkün değil. İşimiz gücümüz hep dışımızla, deriyle, şekille, tarzla, biçimle.
Ya muhteva...Orası, kupkuru tamtakır... Suret varken, sureti,  allayıp
pullamak   dururken, kimin işi olur “SİRET”ile... Ne gerek var...İçe-yürek
sarayını- ihya ve inşa etmeye...Hem sonra  orayı, iç dünyayı, kimsenin gördüğü
baktığı yok ki!! Varsa yoksa kaporta...Çünkü .herkesin gözü, kulağı kaportada...

Oysa insan, içiyle, dışıyla-suret ve siretiyle- insandır. İçi “İNSAN” yapmadan,
orayı iç dünyayı insanlaştırmadan dışın insan olması neye yarar!! Evet, mühim
olan içi, ruhu, kalbi...insan gibi insan; Müslüman gibi Müslüman ve Türk gibi
Türk yapmaktır.


Bunun Yolu İse Tasavvuftan Geçer!.

Bize göre TASAVVUF,  bir iç zenginliğidir.  İç zenginliğine,  gönül derinliğine
ermeyen bir ruh sefildir açtır, onu hiçbir şeyin tatmin etmesi mümkün değildir..
Böyle bir ruh sahibinin,  insan olarak yaratılmış olmasının ve bu hayata
Müslüman olarak gelmiş bulunmasının ve bir Türk olarak doğmasının zevkine
ermesi, şuuruna varması, varabilmesi. çok zordur çok!! Belki de hiç mümkün
değildir!!


İşte  bunun için biz: DERYAYA DEĞİL; TAKALARA
KARŞIYIZ!


Yürek zenginliğine sahip olmayan insan,
hissizdir, duygusuzdur... Onun lügatında  sevmek ve sevilmek gibi herhangi bir
kavrama yer  yoktur. Ne sever ve ne de sevilir..Acımaz..üzülmez..O,
insan,.İncinip, kırılmasını da bilmez....Bu kadar kalabalık bir dünyada
yapayalnızdır. Dışı içine, içi  dışına yabancıdır.Bedeni ruhuyla, ruhu da
bedeniyle kavgalıdır...Kendisiye kavgalı olduğu içindir ki;başka biriyle iyi
geçinmesi söz konusu değildir. Yalnızdır, hem de nasıl bir yalnızlık!... 
.Mutluluğunu paylaşacak  ve  acı gününde yanında  bulunacak hiçbir kimsesi
yoktur.

ALLAH aşkına  söyler misiniz: Bu mudur insanca yaşamak?..

Aziz okuyucu, İçinde bulunduğumuz  bu hayatta  gerek sıkıntılarını ve gerekse
mutluluklarını paylaşan yürek dostları, ölüm sonraki ahiret yurdunda da
dostluklarını sürdürecek ve orada da yardımlaşmalarına devam edeceklerdir. Bu
hususta Cihan Nebisi: “ EN YAKINLARININ VE EN GÜVENDİKLERİNİN DAHİ FAYDASI
OLMADIĞI O MAHŞER YERİNDE; DÜNYADA ALLAH İÇİN BİRBİRİNİ SEVENLER, ORADA DA
BİRBİRLERİNE YAR VE YARDIMCI OLACAKLARDIR.”  demektedir.

DOST OLANLAR VE DOSTCA KALANLAR; BİRBİRLERİNE HER İKİ CİHANDA YAR VE YARDIMCI
OLMAK İÇİN AND İÇMİŞ  GEREÇEK DOSTLAR VE BU DOSTLUKLARINI DA  SON GÜNÜN, SON
SAATİNİN, SON DAKİKASINA KADAR YAŞAMAK, TAŞIMAK , KORUYUP KOLLAMAK İÇİN  SÖZ
VERENLER, YEMİN EDNLER,  SİZLERİ RUHUCANIMLA KUTLAMAK İSTİYORUM!

SİZİ  EN SAMİMİ DUYGULARIMLA SELAMLAMAK İSTİYORUM.

NE MUTLU SİZLERE NE MUTLU  BİZLERE VE NE MUTLU  ONLARA YANİ  GÖNÜL DOSTLARIMIZA.




Selahattin Tekizoğlu
stekizoglu@hotmail.com


<- Geri

Başa Dön

 
     
 
.: Tarih - Saat :.

.: İstatistikler :.
  IP Adresiniz: 38.107.191.96
Toplam Ziyaretçi:
42801
(Ağustos 2003'ten bu yana)
 

.: Son Makalemiz :.
Dostluk Üzerine (S.Tekizoğlu)
- 3277 defa okundu.

Vefatından üç ay önceydi, bir vesile ile merhum Üstat N. Fazıl Beyefendiyi evlerinde ziyaret etmiştim. Sohbetlerinde, her zamanki olduğu  gibi;  yine önemli  hususlar üzerinde durmuş, beyin ve gönül sarayımızı bir güzel beslemişlerdi. Bir ara, “ OĞLUM, SEN GERÇEKTEN  ŞANSLISIN  BURA Devamı

.: En Son 10 Dosya :.
  1. Google Earth 4.0.1565 Beta
2. RealPlayer 10.0
3. mIRC Türkçe 6.16
4. Messenger Plus 3.54.132
5. Nero 6 Ultra Edition 6.6.0.13
6. Adobe Acrobat Reader 7.0 Full
7. Mozilla Firefox Türkçe
8. Opera 9 Build 8501
9. NOD32 for Windows NT/2000/XP/2003 2.12
10. FlashGet 1.72 Build 128

 
.:En Çok İndirilen 5 Dosya:.
  1. Google Earth 4.0.1565 Beta (369)
2. FlashGet 1.72 Build 128 (357)
3. Windows Live Messenger (TR) 8.0.0792 (296)
4. Nero 6 Ultra Edition 6.6.0.13 (283)
5. mIRC Türkçe 6.16 (269)

 
 
 
 
 
  2002-2006 © Copyright ASiLKaN oNLiNe   Webmaster: Melih Tekizoğlu