IP Adresiniz:
38.107.191.96
Toplam Ziyaretçi:
42806 (Ağustos 2003'ten bu yana)
.:
Son Makalemiz :.
Dostluk Üzerine (S.Tekizoğlu)
-
3277
defa okundu.
Vefatından üç ay önceydi, bir vesile ile merhum
Üstat N. Fazıl Beyefendiyi evlerinde ziyaret etmiştim. Sohbetlerinde, her
zamanki olduğu gibi; yine önemli hususlar üzerinde durmuş, beyin ve gönül
sarayımızı bir güzel beslemişlerdi. Bir ara, “ OĞLUM, SEN GERÇEKTEN ŞANSLISIN
BURA
Devamı
Tütün ve kola türü içecekler sanayisi dünyanın en güçlü ve yaygın sanayi kollarının başında geliyor. Her iki sektöründe reklamcılık çalışmaları ve dağıtım sistemleri o kadar başarılı ki nerede ise Eskimolar dahi soğuk kola içmeye teşvik ediliyorlar. Ancak, tütün ve kola ürünleri bütün dünyada yayıldıkça çıkış ülkesi olan ABD ve diğer Batılı ülkelerde sistemli bir mücadele ile daha az tüketiliyorlar.
İlk mücadele tütün ile başladı. Amerikan mahkemeleri akciğer kanseri başta olmak üzere tütün ürünleri yüzünden hasta olan insanların sigara şirketleri aleyhine açtıkları davalarda şirketleri yüz milyonlarca Dolar tazminat ödemeye mahkum ettiler. Bunu tütün ürünlerinin kapalı alanlarda tüketiminin yasaklanması izledi. Öyle ki, bir üniversite hocasının değil okul koridorunda kendi odasında bile sigara içmesi yasaklandı.
Hava alanları, alış veriş merkezleri, nihayet lokantalar ve hatta kahve barlarda da sigara içmek yasaklandı. İçmek ağır para cezaları ile cezalandırıldı. ABD ve kısmen Avrupa'da sigara ve tütün ürünleri piyasası daraldıkça Batılı tütün şirketleri gelişmekte olan ülke pazarlarına saldırgan bir şekilde girmeye başladılar. Bu pazarlardan birisi de Türkiye.
Türkiye'de insan sağlığının korunması ve çevre temizliği adına başlayan sigara ve tütün ile mücadele henüz gelişmiş değil. Gerçi bazı kapalı alanlarda sigara içmek yasaklandı ancak sigara karşıtı önlemlerin henüz gelişmiş ve etkili olduğunu söylemek mümkün değil. Türk tiryakisi içtiği her sigara ile batılı sigara şirketlerinin kasasını dolduruyor. Vergi sistemini doğru ve adil kuramayan Türk hükümetleri ise dolaylı vergilerden önemli bir kalemi oluşturan tekel gelirlerinden istifade etmeyi sürdürüyor. Kendi halkının sağlığı pahasına.
Kolalı içecekler de en az tütün kadar belki daha fazla günlük hayatın bir parçası. Çünkü 12 yaşında bir çocuğun elinde sigara gören anne ona sert bir şekilde kızar ama ayni anne ayni çocuğun elinde kola türü bir içecek gördüğü zaman kızmaz. Oysa bir çok ahçı et yumuşatmak için kola kullanıyor. Kolanın içine çekilmiş bir insan dişi atarsanız on gün içinde dişi yok ediyor.
Bundan dolayı Fransa okullarda kolalı içecekler ve şekerleme makinalarını yasakladı. Pepsi Kola, Kola Kola Schweppes gibi firmalar artık gönüllü olarak ABD'de okullarda ürünlerini satmayacaklar. 2010 senesinde ise ABD'de okullarda hiçbir gazoz satılmayacak. Avustralya ve Yeni Zelanda'da benzer kararlar almaya hazırlanıyor.
Ülkeler insanlarının, çocuklarının sağlıklarını korumak için mücadele ediyorlar. Türkiye bu konuda hareket etmek için AB'nin karar almasını mı bekliyor. Belki bu konuda sivil toplum örgütlerinin öncülük etmesinin vakti gelmiştir. Neden bunu Türk milliyetçisi örgütler yapmasın?