IP Adresiniz:
38.107.191.95
Toplam Ziyaretçi:
42805 (Ağustos 2003'ten bu yana)
.:
Son Makalemiz :.
Dostluk Üzerine (S.Tekizoğlu)
-
3277
defa okundu.
Vefatından üç ay önceydi, bir vesile ile merhum
Üstat N. Fazıl Beyefendiyi evlerinde ziyaret etmiştim. Sohbetlerinde, her
zamanki olduğu gibi; yine önemli hususlar üzerinde durmuş, beyin ve gönül
sarayımızı bir güzel beslemişlerdi. Bir ara, “ OĞLUM, SEN GERÇEKTEN ŞANSLISIN
BURA
Devamı
Şanlı bir miras sonrası kurulan Türkiye,bugün bu miras üzerinde oldukça pervasız davranmakta ve kendi milli dinamikleri batının yaşam kokuşmuşluğu taklit edilerek çökertilmektedir.
Batıda yaşanan ve ülkemiz üzerine özellikle medya yolu ile taşınan buhran ve yaşantı virüsü bugün gençliğimiz üzerinde karabulut gibi dolaşmaktadır.
Batıda yaşanan uyuşturucu ve içki iptilâlığı, eğlence düşkünlüğü, insan soyunun devamını tehlikeye sokan çarpık ilişkiler, çürümüş aile yapısı ve çarpık aile yapılanması, dünyada olup bitenler hakkında sonsuz câhillik ve vurdumduymazlık ve daha nice problemler,bugün Türkiye’de de başlı başına problem haline gelmektedir.
Batının yaşadıkları önünü alamadığı belâlar değil, kitleleri daha rahat idare edebilmek için önlerine attığı sun'î yemlerdir.Türkiye’deki kitleleri yönetmek içinde adeta bu sistem uygulanmaktadır.Her manada uyuşturulmuş toplum ve özellikle gençliğin içine düştüğü durum Türkiye üzerinden hedeflerini gerçekleştirmek isteyenlere fırsat tanımaktadır.
Günlerdir gazete manşetlerinde yayınlanan Burçin Bircan isimli gencin hayat hikayesi,edindiği çevre ve bu gündemle birlikte sağduyulu çevreler tarafından başlatılan sorgulama, içine düştüğümüz durumu ifade etmektedir.
Burçin Bircan yoğunlaşılan haber olduğu için sembol haline geldi.Ya onun gibi bir hayatın içine düşüp ölen gençler ve ölmeye doğru adım adım ilerleyenler…Hepsi bu ülkenin gerçekleridir.
Medya tarafından özendirilen kişilerin yaşam alanı ve beslendiği kaynaklar felaketin adı olmuş durumdadır.
Burçin Bircan’ın ölümünden sonra babasının yaptığı “Kızımın ölümünün sorumlusu Televole kültürüdür” sözü çarpıcı olduğu kadar hedefi gösteren tespittir.
Geçtiğimiz yıllarda Türk Millî İstihbarat Teşkilâtının (MİT) basın- yayın organlarının idarecilerini çağırıp uyarmasına sebep olacak kadar tehlikeli bir hâl almaya başlayan “Televole Kültürü”, gençliğimizi o kadar yoldan çıkarmıştır ki,Batının kaderi artık bizimde kaderimiz olmuştur.
“Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince,diğerleri de yanlış olur” sözüne uygun bir hayatı benimseyen Burçin Bircan’la başlayan toplumsal meseleler,üzerinde durulması gereken başlıca konulardır.
Eğitim, kültür, dînî,millî terbiye, tarih şuuru,ekonomi ve dil sahalarında olmak üzere değinilmesi gereken sayısız gençliği ilgilendiren problemler bugünkü manzaraları doğurmuştur.
Gerçekten de bu kötü manzara karşısında dehşete kapılmamak elde değil. Çok fazla yozlaşan bir gençlikle karşı karşıyayız. Fakat gençleri bu bataktan kurtarmak mümkün.
Günümüz Türk gençliğinin çeşitli kesimlerinde gerek kendilerine has, gerekse tamamında ortak olan bazı problemler ve devletten beklentiler söz konusudur.
Rotasını kaybetmiş devlet kurumlarının tekrar asli görevine dönerek kendi öz benliğimiz, dînî ve millî kültürümüz etrafında kuracağı merkezler gençliğin adresi olmalıdır.
Türkiye’de çeşitli araçlarla “Televole Kültürünü” dayatan unsurlar bertaraf edilmelidir.Birçok ailenin varlığını tehdit eden ve gençleri yoldan çıkartan programlarla mücadele tavizsiz yapılmalıdır.Fakat ülkeyi yöneten iktidarlarla ,bu tür tehlikeli yapıyı oluşturan medyanın “al gülüm,ver gülüm” ilişkileri bu mücadeleyi engellemektedir.
Magazin programı olarak başlayan ve toplumda büyük tahribatlara sebebiyet veren ve gayrı ahlaki yaşantı özendirme kültürü haline gelen “Televole Kültürü” azınlığın yaşam biçiminden 70 milyona aşılanmaya çalışılıyor.Bu dayatmalara teslim olacak irade yok olmayı da göze almış demektir.Parça parça eriyen toplumdan kamuoyuna yansıyanlar herkese bir şeyler ifade etmelidir.
Türk gençliği düşürüldüğü ağdan birey sorumluluğu,aile sorumluluğu ve toplum sorumluluğu ile kurtarılmalıdır.Sağduyu ve hassasiyet bireyden başlar ve sonra toplumu kuşatır.O yüzden vicdanı kanayanlar görev başına.